Bandırma’nın hak ettiği yer

Bandırma’nın hak ettiği yer / Siyasal İletişim Notları

Dursun Mirza’nın afiş çalışmasını önce sosyal medya kanallarında gördüm. Fotoğrafın altında onlarca yorum yapılmış. Bir siyasetçinin geribildirim alıyor olması proje kapsamında kullandığı reklam ürünlerine yeni bir form kazandırma anlamında çok önemli bir kaynak olabilir. Ama içeriğini kendi belirlediğiniz görsel ve sloganı açık hava ünitelerine astığınızda artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişsiniz demektir. Yeniden ürettiğiniz değer, ürettiğiniz vizyoner siyasetçi imajın yıllardır sizinle iletişim içinde olan paydaşlarınıza size oy veren ya da ilişki içinde olan kitlenize yabancı gelmemeli. İlk kural budur.

Siyasal süreçlerin iletişim anlamında yönetilmesinde “yakışıklı pozunuz” geçmişte ürettiğiniz siyasal değerin önüne asla geçemez. Bu nedenle imaj geçmişle uyumlu en azından tutarlı olmalıdır diyebiliriz. Yani sokakta sizi tanıyan adamın karşısına her zaman olduğundan daha farklı bir şekilde çıkmanız size zarar verecektir. Dursun Mirza Başkan yardımcısı olduğu belediyenin hâlihazırda bir başkanı varken o koltuğa talip oldu. Tabi ki en demokratik hakkıdır. Yılların siyasetçisi olarak son dönemdeki tecrübeleri ile daha önce yardımcılığını yaptığı Sedat Pekel’in yarım kalan projelerini(!) devam ettirmek ya da yeni bir nefes katmak istemesi de gayet doğaldır. Belediyedeki görevinden istifa etmeli miydi tarzı bir tartışma duymuştum. Bence etmeliydi ama kim olsa belediyenin ya da başkan yardımcılığının bazı imkânlarından yararlanmaya devam etmek isteyecektir. Ve sonuç itibari ile kendisi için tanımlanmış bir görev vardır ve bu görevin bir şekilde ifa edilmesi gerekmektedir.

Dursun Mirza ile bir kez yaklaşık bir saat kadar sohbet etme şansı buldum. İyi niyetli ve kolay iletişim kurulabilen biri. Sıcak kanlı ve karşısındakini aktif dinleme konusunda da oldukça başarılı diyebilirim.  Bende olumlu bir izlenim bıraktı. Bunlar olumlu yönleri. Seçimde şansı nedir bilemiyorum ama başkan yardımcılığını yaptığı ve pek de başarılı bulunmayan belediyenin başkanlık koltuğuna oturunca nasıl bir değişim planı ortaya koyacak bu konuda çok emin olamadım. Onun için dezavantajlı olacak durumsa az önce de dediğim gibi toplumda geniş kitleler tarafından pek başarılı bulunmayan bir belediyecilik dönemi ve kadrosunun temsilcisi olması. Bir siyasal iletişimci olarak siyasal reklama zerre kadar inanmadığımı söylemeliyim. En başarılı, en yaratıcı, en pahalı reklam çok çok küçük bir etki yaratabilir sandık sonuçlarında.O nedenle seçim dönemlerinde reklam ajanslarına boca edilen paraya acıyorum doğrusu. O güne kadar seçimdi, siyasal pazarlamaydı, stratejiydi hiç fikri olmayan siyasetçilerin bol para harcayarak kaybetmelerini ya da kalıcı bir lider figürü oluşturamamaları kötü bir tecrübe olsa gerek.Esas olan reklam değil algı yönetimidir. Başarılı reklam mesajının etkisi azdır dedik ama başarısız reklam mesajı ve sloganının ise tahinlerimizden fazla etkisi olabilir.Yukarıdaki afişin analizine gelirsek. Dursun Mirza yakışıklı ve gizemli bir siyasetçi duruşu ve bakışı harika ama yanda gördüğünüz slogan için aynı şeyleri söylemek neredeyse imkânsız. “Haydi Bandırma Elele verelim hak ettiğimiz yere gelelim”

Hemen acemi bir okuma yapalım birlikte. Mirza’nın 2004 seçimlerinin M. Cemal Öztaylan’a kaybeden listenin başında olduğunu biliyoruz. 2009’da da aday adayı olduğu seçimlerde Sedat Pekel çıkmıştı. Ve yaklaşık 5 yıldır Belediye başkan yardımcılığı görevi yapıyor yani belediye kadrosunun ikinci adamı. Bu slogandan anladığımız kadarıyla bu beş yıllık sürede ‘el ele veremedik’ daha da acı görüneni “Bandırma’yı hak ettiği yere getiremediğimiz” gerçeğidir ki biraz itiraf gibi olmuş. Eklemeden geçemeyeceğim “Haydi Bandırma” sloganı Banvitspor maçlarında maç duyurusu yapmak için araçlardan yüksek sesle anonsu yapılan ve son derece itici ve demode bir slogan. Bandırma’da bir kişinin bile bundan hoşlandığını sanmıyorum doğrusu.5 yıllık geçmişin kayıp olduğu daha iyi ifade edilemezdi.Bandırma taban geçişkenliğinin epey yoğun olduğu bir yer. 2004’de yanlış hatırlamıyorsam 2 bin kadar oyla seçimi kaybetmişti. Sedat Pekel ise 5 yıl sonra sadece 1800 oyla kazandı. Bu kadar küçük oy  oranlarının kazananı belirlediği bölgelerde attığınız her adımı planlamak zorundasınız.Bu çalışma Chp delegelerine başarılı bir mesaj olabilirdi. Bir “Sedat Abiyi seçmeyin ben daha iyiyim” algısı oluşturulabilirdi belki başarılı da olabilirdi ama böyle tartışılması muhtemel bir içerik genel seçmen kitlesinin beğenisine sunulmazdı bana kalırsa.Ben Chp seçmeni değilim ama Sedat Pekel’i başarısız bulan yorumlara katılmıyorum. Yaşı dolayısı ile son seçimi olması muhtemel bir süreci çok daha iyi yönetmeliydi Sayın Mirza. Biz uyarılarımızı yapalım henüz geç kalmış değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>