Barışın namusuna sahip çıkmak

Öncelikle Akil İnsanlar Marmara Bölgesi komisyonunu Bandırma’ya davet ederek Türkiye gündemine bu kadar net projeksiyon tutabilme imkanı verdikleri ve yaşıtları kuru gürültü ve şiddet üretirken barışa dair bazı değerli notların paylaşılmasına olanak sağladıkları için Global Genç Vizyon derneği yöneticilerine teşekkür ederim.Barış sihirli bir sözcük ve aynı zamanda da demokrasiye olan inanca dair bir ölçüt aynı zamanda.Dün Bandırma’da barış konuşuldu.Barışın alternatifinin ne olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem. “Âmâ’sız, Lakin’siz” barıştan yana ve sürecin kime yarayacağını dert edinmeden sonuca ve insana odaklı tavır almak hem insani anlamda hem de hakikate sadakat anlamında aydınlara düşen en önemli görevdir. 

Ben Bandırma’da bu büyüklükte gündemi doğrudan ilgilendiren bir konuda bir etkinliğe daha önce hiç rastlamamıştım
Katılımcı misafirler barışamazsak savaşırız bugüne kadar bu tür sorunlarla karşılaşan tüm ülkeler sorunu konuşarak çözdü bizim de bunu yapmamız gerekir şeklinde özetleyebileceğimiz şekilde fikirlerini paylaştılar. Ve önyargıların aşmayı ve çözümü ancak masanın etrafına oturarak sağlanabileceğine olan inançlarını belirttiler bu anlamda daha önce de benzerlerini izlediğimizden farklı bir şey söylenmediğini belirtmeliyim. Bu düzeyde bir teması kendi adıma önemsiyorum. Davetlilerin fikirlerini rahatlıkla paylaşabileceği bir ortam oluşturuldu. Tepki verip kalkıp salonu terk eden de oldu destekleyip alkışlayan da. Yani etkinlik tarzı itibariyle kusursuza yakın şekilde tamamlandı diyebilirim.

Gün içinde sosyal medyada gördüğüm tepkileri davetlilerin katkılarını soruları ve endişeleri üst üste koyarak açıkça Bandırma’da toplam entelektüel sermayenin ne kadar zayıf olduğunu gördüğümü söyleyebilirim. Barışa samimiyetle sahip çıkamayan taşralı yarı aydın takımının işi sulandırmaktan ve gerçeği saptırmaktan başka özel ve önemli bir değer üretemediği bir şehir burası.

Gazeteciler içeri alınmadı mı?

Etibor lokaline öncelikle davetliler alındı daha sonra da görüntü almaları için gazeteciler. ayrıca toplantı sonunda rahatça çekim yapıp sorular sorabilecekleri şekilde tüm gazetecilere çekim yapma ve soru sorma şansı verildi. Ayrıca ismini bilmediğim sanırım Dha muhabiriydi bir beyefendi etkinliği sonuna kadar takip etti çeşitli sorular sordu , Ayrıca Hakan Çapar ve Engin Arıcan toplantı sonuna kadar oradaydı . Engin bey Mustafa Armağan’la yüksek volumle tartıştı da diyebiliriz. Gazetecilerin etkinliğin tamamında çekim yapmasına izin verilmemesinin nedenini Levent Korkut şu şekilde açıkladı:

“Biz halk toplantıları da düzenliyoruz basın geliyor ve başından sonuna kalıyor. Stk toplantısı yaptığımız zaman daha yapılandırılmış insanların birbiriyle müzakere edebileceği bir ortam hazırlamak adına bunu yapıyoruz basını belli bir aşamadan sonra çıkartıyoruz görüşlerin dışarı yansımaması adına soruyorsanız benzeri toplantıları binlerce kişinin önünce yaptık”

Ama kapıda gazeteci olduğunu söyleyen iki kişi davetli olmadıkları ve kurum kimliklerini de ibraz etmedikleri için içeriye alınmadı. Yani özetle gazetecilerin etkinliğe alınmadığı doğru değil. Bunun üzerinden de etkinliğin içeriğini gölgelemeye çalışmak ayrıca önemli bir yanlışlık.

Toplantıya katılıp görüntü alan ve daha sonra basın açıklamasına katılan gazeteciler
(Son Kurşun – Engin Arıcan, Bandırma Haber – Mustafa Emirler, Doğan Haber – Mehmet Tosun, Marmara Ajans – Hasan Öztürk, Marmara Tv – Erhan Zeynel, Anadolu Ajans – Ali Atmaca, Anadolu Ajans – Haluk Yüksel, İhlas Haber Ajansı – Tarık Köse, Doğan Haber – Erdem Özcan, Anadolu Ajans – Volkan Bayraktar, Trt – Fikret Çil, Hür Ses – Hakan Çapar, Realite Dergisi – Doğukan Sözer, Milliyet – Arif Balçan)

Ekinlikte muhalifler yok muydu?

Etkinlikte İP-Mhp çizgisinde ki partiler ve aynı çizgideki sendikalar davet edilmedi. İyi de yapıldı iki saatlik bu çok önemli vakti gürültüyle geçirmemek adına süreci provoke etme olasılığı olan aşırı uçların davet edilmemesi gayet normal. Bunun haricinde sürece muhalif olan bir çok sivil toplum örgütünden katılımcı vardı. Liste yakında yayınlanır ve bunun da gerçeği yansıtmadığını görürüz.(daha sonra elime geçen davetli listesini yayınlıyorum cç)

Zaten etkinlikte muhalifler yoktu diyerek eleştiren ve toplantıya davet edilerek soru soran bir iki kişi ya muhalif olduklarından habersizdi ya da amaçları işi sulandırmak amacıyla bunu yaptılar. Muhaliflerin çağrılmayacağı toplantıya muhalif olduğu bilinen birkaç isim de çağrılmaz ya da toplantıya girmeleri engellenirdi. Etkinlikte muhalifler vardı hatta protesto edip salonu terk eden bir davetli de oldu.

Soru soran ve niyeti anlamak ve barışa katkı sağlamak olan birkaç davetliyi saymazsak. Soruların seviyesi Pkk’dan yana mısınız? Sığlığından ileri gidemedi maalesef. Sonuç itibariyle Bandırmalı yarı aydın, amacı bağı sulayıp ürün yetiştirmek değil de bağcıyı işkenceden geçirmek olan kimselerin katkısının bundan daha ziyade olacağını sanmak da anlamsız olurdu. Ali Bayramoğlu sorulardan birine şu şekilde yanıt verdi.

Farklı görüşler dinledik farklı endişeler dile getirildi bu endişelerin bir kısmı buna endişe demeyelim de önyargılar bize yönelikti ön yargıları değiştiremem değiştiremeyiz bu heyetin Amerika’nın adamları, bu heyeti pkk nın başarısı için çalışan bir heyet olduğunu düşünüyorsanız bizim yapabileceğimiz tek şey “hayır”böyle değildir demek inanırsınız inanmazsınız bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Beyefendi sordu Pkk’dan yana mısınız? Hayır değiliz. Bu işin içinde Amerika var mı? Bence yok. Bu Türkiye’nin kendi meselesi midir Evet kendi meselesidir.

Yani özetle sorulara yanıt alınamadığı da gerçeği yansıtmıyor.

Toplantının başında Prof Mithat Sancar benim de altına imza attığım bir konuşma yaptı bu konuşma neden niçin nasıl sorularına yanıt olması açısından paylaşmak istiyorum.

Hükümetin çalışmaları için özel bir bilgi almaya ihtiyacımız yok çünkü hükümet programını anlatmaya gelmedik aslında her birimizin ne düşündüğünü ve yöntem olarak neyi savunduğunu yazıp çiziyoruz ve kamuoyu da gayet iyi biliyor biz bu süreci destekliyoruz neden? Ortak noktamız bu bunun dışında farklı görüşlere sahibiz… Nedir desteklediğimiz mesele? Kürt meselesi deyin, Güneydoğu meselesi, deyin terör meselesi deyin. Herkes kendi bakış açısına göre farklı bir isim verir bu mesele yeni değildir bu mesele 150 yıllık mesele de diyebilirsiniz 90 yıllık mesele de diyebilirsiniz ortada bir meselenin olduğu açık… 30 yıldır ise eline silah alan bir örgüt var… İlk defa Türkiye’de olmuyor bu, sadece Türkiye’de olmuyor ilk defa ve sadece bizim başımıza gelmiyor dünyada bu tür sorunları küçük ya da büyük çaplı yaşayan yaklaşık 100’ün üzerinde ülke var… Bu ülkelere baktığımızda bu tür sorunlar nasıl çözülür sorusunu soruyoruz iki temel yöntem var ikisinin de farklılıkları var… Eline silah alan örgüte karşı bütün gücünüzle askeri yöntemle savaşırsınız onunla mücadele edersiniz…

Başarabilirseniz bitirmiş olursunuz ama neyi bitirmiş olursunuz o sorunun bir sonucu olan şiddeti ya da terörü bitirmiş olursunuz peki bunu deneyenler oldu mu? Oldu… Şunu söyleyeyim 100’ün üzerinde ülke onlarca yıl bu şekilde sürdürdü on binlerce insan öldü bu ülkelerin tamamında sonunda gelip oturup konuşalım dendi

Niye dağa çıktın? İn oradan. İnmenin yollarını açalım, dağdan in siyasette fikirlerini söyle… bu yöntemi denediler büyük bir kısmı başarılı oldu… Türkiye’ye dönelim 30 yıldır resmi rakamlara göre 45 bin insan yaşamını yitirdi bunların 30 bini örgüt mensubu Pkk’lı İçişleri bakanlığının rakamları bunlar bu bize neyi gösteriyor?

30 yılda 30 bin eleman çekebilmiş örgüt… Genelkurmay başkanlarımız ne diyor? … Bu mesele silahla çözülmez silahla sürekli yeni can kayıpları olur ve ekonomik kayıplar yaşanır… Başka yöntem bulmalıyız kimi dedi ki ekonomik yöntem bulun, kültürel yöntem bulun, siyasi yöntem bulun…

89 Shp dönemi çok zor zamanlardı ben o zaman yakından takip ediyordum ve raporun hazırlanmasında da katkım oldu yine aynı şeyi savunuyordum diyordum ki bu soruna başka yöntemlerle yaklaşmazsanız binlerce can kaybedeceğiz gelin siyasi bir çözüm arayalım.
Biz bunu destekliyoruz.

İlk defa bu hükümet denemiyor başka hükümet de denedi görüşmeleri gizli yaptılar Genelkurmay başkanları görüştü, mit görüştü bütün hükümetler döneminde bu görüşmeler yapıldı bunların tutanakları var bunları biliyoruz çünkü dünyaya bakanlar dağa çıkıp arkadasın da hak talep eden kimseler var ve arkasından da binlerce kişi var şimdi bunu dinleyecek miyiz?
Siyaset alanına mı çekeceğiz yoksa susturacak mıyız? Türkiye susturmayı denedi.

sıkıyönetim 80-83 dönemi, olağanüstü hal, her türlü askeri yöntem … devletin ve meclisin kayıtlarında duruyor…

biz teröristi balık gibi görüyoruz denizi kurutursak sorunu çözeriz diye 90-95 arası 3bin köy boşaltıldı, her şey yapıldı yani askeri yöntem mücadele adına daha ne yapılabilirdi?Şimdi bu hükümet diyor ki başka yöntem deneyeceğim. Üstelik dünyada bu tür görüşmeler yapılırken bu kadar kamuoyunda şeffaf bir şekilde yapılmadı. Tamam, hepsi değil ama bu kadarına bile kamuoyunda az rastlanan bir şey şimdi biz diyoruz ki bu yöntem doğrudur sonrasında ne gelecek demokrasi içinde göreceğiz orada bir görüşme yapılıyorsa bir mutabakat varsa bu sizin onayınızdan geçmeden hayata geçirilemez meclise gelecek mecliste kabul edilirse referanduma getirilecek sizin önünüze gelecek ve bütün gizli anlaşmalar açığa çıkacak bizde diyoruz ki öfkeye gerek yok önümüzde çok sorun var konuşarak tartışarak sonuca gidelim.Akillik budur akillik topluma akıl öğretmek değildir bir yolun kan dökmeden işler hale gelmesi için yardım etmektir. Bunun için buradayız başka bir sebebi yok gelecek her öneri gizli saklı kalamaz eğer çatışmalar bitmemiş olsaydı 94 gündür ortalama olarak en az 40 genç yaşamını yitirmişti ve yine bitmeyecekti nereye kadar bir 30 yıl daha savaşalım mı diyorsunuz?Bugüne kadar yitirdiğimiz canlar adına gençler ölmesin. Biz şehitlerin anneleriyle görüşürken bunun ne kadar acı olduğunu anlıyoruz Başbakan da söyledi keşke 6 ay önce başlatsaydınız da bu süreci benim de yiğidim ölmeseydi diyen anneler var. Biz şimdi olgun bir toplum olarak açıkça konuşup kanın dökülmesine yol açacak bütün engelleri kaldıralım istiyoruz bunun için buradayız… 

Süreci tam olarak destekleyen biri olarak hafta sonu hem çok keyifli hem de faydalı geçti diyebilirim. Karşıt görüşlerin olması gayet normal çünkü on yıl öncesinin hakim düşüncesi artık geçmişte kalmış uç fikirler olarak varlığını devam ettiriyor ve gittikçe daha da marjinalize oluyor. Toplantıya davetli muhalefet partisi üyesi bir arkadaşın da süreci desteklemeyen eleştirel görüşlerini herkese duyurmak varken protestocu ekipte yer alması bile tarafların tam olarak kendi saflarını belli ettiğini gösteriyor bizlere. Bu süreçte bulanık suda yanıtı hiçbirimizin işine yaramayacak ve sorunun çözümü olmayacak sorular sormak süreci tıkamak için yandaşlarını sokağa dökmekle tehdit etmek sonucu değiştirmeyecek. Türkiye’ye barış geliyor muhalefet görmese de
Pkk terör örgütü mü?
Bu soruyu benim yanıtlamam gerekirse açık bir dille evet derim. Ama bu gerçeği sürekli tekrarlamak bunun üzerinden savaşı meşru kılmaya çalışmak hiç gerçekçi gelmiyor. Devlet 30 yıl boyunca teröristlerle savaştı şimdi de barışması gereken yine o teröristlerdir. Sonuç itibariyle kiminle savaşırsan onunla barışırsın. Akil insanlara PKK terör örgütü mü diye sorulan soruları “terör örgütü ile görüşülmez, yakalansınlar yargılansınlar cezalarını çeksinler, savaş devam etsin, Kürt sorunu yoktur, hatta Kürt de yoktur, barışı hatta Ak Partinin getirdiği barışı istemiyoruz” şeklinde okuyabilirsiniz. Bunun sosyal mecrada genellikle TC ibareli arkadaşlarımızın ortak fikri olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?Barışın gelmesi silahların bir şekilde susması terör örgütünün nasıl tanımlandığıyla ilgili değildir. Yani Pkk’ya terörist diyen ve savaşın devamını talep eden bir fikri anlayışın yerine Pkk’ya terörist demeyen ama barış için silah bırakmaya masaya oturmaya hazır bir anlayış daha tercih edilebilir bir anlayıştır. Demem o ki en önemlisi barış, silahların susması, masum insanların ölmemesidir.
Türkiye bölünecek mi?
30 yıldır bir şekilde silahlı mücadelenin içindeyiz ve silahla terörü bitiremediğimiz gibi eskisinden daha da güçlü ve uluslar arası siyasette kendine yer edinmiş hale getirmiş durumdayız. Örgüt bitmedi bitmediği gibi de geniş bir halk desteğini arkasına almayı başardı. İnsan kaynağı ve ekonomik kaynak adına sürekli güncellenen bir desteği var. Devlet 30 senede savaşarak örgütü bitiremedi para ve insan kaybetti ama Türkiye bölünmedi. Savaşta bölünmeyen bir ülkenin barışta bölüneceğini düşünmek en basit ifadeyle çaresizliktir. Siyaset üretemeyen ve on yıl önce bir şekilde devlet aygıtına halka rağmen yön veren ve hakim olan zihniyetin bugun geldiği nokta ne kadar marjinalize olduklarının, azınlık haline geldiklerinin ve akıl dışı teorilerle siyasi sisteme tutunmaya çalıştıklarının en güzel göstergesidir. Özetle savaşta bölünmeyen ülke Hülya Koçyiğit’in barış çağrısıyla bölünmez. Ayrıca bunu iddia etmek Türkiye’ye ve halka yapılmış bir saygısızlıktır da.
Ak parti siyasete katkı koyan tüm kesimleri arkadsında bıraktı, izlediği kararlı siyaset anlayışı ile demokraside ulaşabildiğimiz seviyeyi de gösterdi. Şiddete demokratik çözüm aramak bugüne kadar alıştığımız bir şey değildi.Her konuda olduğu gibi bu konuda da muhalefet olacaktır protesto olacaktır. Zaten böyle önemli konularda yüzde yüz mutabakat sağlamak da imkânsızdır. Ama görünen o ki sürece destek yüzde atmışların üzerinde, Akil insanları gittikleri her yerde yaklaşık 100–200 kişilik marjinal gruplar protesto ediyor. Bu da sürecin toplum tarafından kabul edildiğini gösterir. Artık Türkiye’nin gerçekçi bir Kürt politikası olduğunu söyleyebiliriz süreçte ayağına basılan ve beslenme kaynakları engellenen kimi çevrelerin gürültüsü bundan ileri geliyor. Önümüzdeki dönemde kürt sorununun şiddetle ilişkisi kesilmiş olacak, Tüm taleplerin siyaset içinde meşrulaşacağı biz zemin oluşacak ve sorunlara siyasi çözümler bulma noktasında kafa yormamız gerekecek. Ve bu sorunlar bir çok siyasi oluşumun ortak katılımı ve halk desteği ile çözülecek.Bütün bunlar olurken Facebook’da TC vatandaşları yine “söyle bakalım Pkk terör örgütü mü?” sığlığında sorular sormaya devam edecekler.

Bir zamanların bu kudretli azınlığının şimdilerde niteliksiz azınlığa dönüşmüş olması umutları arttırıyor.

Davetliler ve katılanların listesini ulaşabildiğim kadarıyla ekte sunuyorum kendilerinin onay vermeme ihtimaline karşı isimleri yayınlamıyorum. Liste katılımcıların sadece çözüm taraftarlarından ve Ak partililerden oluşmadığının da bir göstergesi olacaktır.

Belediye Başkan Vekili
Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı- Katılmadı
Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Kadın Kolları
Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Gençlik Kolları -Katılmadı
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Atatürkçü Düşünce Derneği
Bandırma Kent Konseyi
Bandırma Gençlik Meclisi
Bandırma Kent Konseyi Kadınlar Meclisi
Bandırma Memur Sen
Ulaştırma Memur Sen
Enerji Sen
Diyanet Sen
Memur Sen
Eğitim Bir Sen
Bandırma Ne Diyor
Bandırma Ne Diyor
Hacı Ali Rıza Efendi Vakfı
Bandırma Gençlik Ve Spor Derneği
Tümsiad
Bandırma Kasaplar Derneği – Katılmadı
Bandırma Nilüfer Hatun Hanımlar Derneği
Bandırma Balkan Göçmenleri Derneği
Bandırma Engelliler Derneği – Katılmadı
Bandırma Alevi Kültür Derneği
Emep İlçe Gençlik Teşkilatı
Emep İlçe Teşkilatı
Bandırma Ab Gıda
100. Yıl Mahalle Muhtarı
Sunullah Mahalle Muhtarı
Paşa Konak Mahalle Muhtarı
Dere Mahallesi Muhtarı
İhsaniye Mahalle Muhtarı
Levent Mahalle Muhtarı
Haydar Çavuş Mahalle Muhtarı
Paşabayır Mahalle Muhtarı
Çalışkanlar Mahalle Muhtarı
Kuyumcuar Borsası
Verem Savaş Derneği
Amerikan Kültür Dil Okulu
Bandırma Samsunlular Derneği
Bandırma Genç İş Adamları Derneği- Katılmadı
Bandırma Anadolu Gençlik Derneği
Saadet Partisi İlçe Teşkilatı
Bigalılar Derneği
Semerkand Bandırma Temsilciliği
G.G. Vizyon Derneği- Cüneyt Çabuk
İlim Yayma Derneği
Bandırma Belediyesi
Ak Parti İlçe Başkanı- Katılmadı
AKPparti İlçe Kadın Kolları
AK Parti Gençlik Kolları
Bandırma İş Adamları Derneği – Katılmadı
Bandırma Belediyesi
Bandırma İİBF
Avrupa Birliği Gençlik Kulübü
Medya İletişim Kulübü
Genç Kariyer Kulübü
Bandırma Myo
Emekli Memur-Sen
Lokantacılar Derneği
Ulaşım A.Ş. -Katılmadı
Orta Okul İmam Hatip
Eğitim-Sen
Disk Gıda A.Ş.
Ses Bandırma Teşkilat Başkanı
Sağlık-Sen
Emek Platformu

Toplantıyı düzenleyen Global Genç Vizyon Derneği yöneticileri Bandırma Sodev temsilcisi sayın Mehmet Tüm’e toplantı gecesi oldukça geç bir saatte ulaşılmış kendisi daha önce bilgi almış olsaydı kesinlikle bu toplantıya katılmak katkı sağlamak istediğini fakat o saat itibariyle Edremit’te olduğunu bildirmiş. Ayrıca barış sürecini desteklediğini ve genç arkadaşları tebrik ettiğini de iletmiş. Bu konuda da bilgi vermiş olalım.

erneği bazı üyelerinin Ak Parti üyesi olması kimseyi yanıltmasın bu gibi tehlikeli alanlara en son destek verecek olanlar siyasilerdir. Bu sefer de farklı bir şey olmadı. Ve bu etkinliği arkadaşlarının enerjisiyle tamamladı. Ve bu şehirde yaşayan demokrasi ve barış dostlarının beklentilerini yükselttiler ve barışın namusuna sahip çıktılar. Şimdi yeni etkinliği umutla bekliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>