Kriz milletin kendine inancını arttırdı.

cç köşe2

Kahramanlıkla anılacak karanlık bir gecenin sabahını yaşıyoruz.

Yaşamaya da devam edeceğiz.
Çoğumuzun hafızasında belgesel tadında kırıntılardan ibaret olan darbe belasını an be an canlı yayında iliklerimize kadar hissetme şansı yakaladık hep birlikte. Büyük ve acı bir tecrübe.
Darbe başarılı olsaydı şimdi nerede olurduk, bu on beş günde memleketin hali nice olurdu sanırım en iyi yanıtı 12 Eylül’ü yaşayanlar verecektir.

Memleketin darbelerden ne çektiğini, azılı katillerin kaç cana kıydığını. Nereden bakarsak artık basit istatistik olmayacak bizim için.

Çünkü yanı başımızda vatandaşına ateş eden asker üniformalı teröristleri, tanklar tarafından ezilen bedenleri gördük.

Kötü bir şey darbe dedikleri.

Ama bu darbe diğerlerinden epeyce farklıydı.

Fikri, vatanını satmakta zerre tereddüt etmeyen bir meczubu devletin başına geçirmekti.

Böylesini daha önce görmemiştik.

Bir çılgını memleketin başına geçirmek de tabi ki başka çılgınların işi.
Normal insanları çılgınlaştırma süreci de uzun uzun konuşulacak,  tartışılacak.
Anadolu’dan devşirilen masum çocukların bir hain’e nasıl dönüştürüldüğü ve bu sürecin nasıl yönetildiği de.
Daha çok şeyler öğretecek bu süreç bize.
Atlattığımız sadece bir darbe tehlikesi de olmayacak aslında.
Bu topraklar asırlardır onlarca birçok ihanete sahne oldu.
Ama bu kadarı en hainlere bile şapka çıkartacak cinstendi doğrusu.
Yazık oldu memlekete
İtibarımıza yazık oldu mesela.

Bu darbe bizi on yıl geriye götürmedi ama

Koca bir toplumun hafızasını yaraladı.
Yıllarca her şekilde canı yakılmış bir toplumun içerisinde yaşayan yaralı bireyleriz.
Kısa tarihimiz aslında darbeler tarihi,
Darbelerden kafamızı kaldırdığımızda nefes almışız bir yerde.
Bu kısa tarihi barometre Türk insanının yok olma ile kurtuluş mücadelesi verme arasında kaldığında nasıl bir tutum sergileyeceğini de gösterir oldu.

Başbakanları asılırken uzaktan izleyen halkın torunları şimdilerde kendi kısa tarihlerinin yazıcısı oldular.Bu gücü kim görse şapka çıkarır, kim görse saygı duyar bu kararlılığa.

Bugün bu büyük felaketin kriz yönetiminin de son derece başarılı bir şekilde yönetilmesinin altında yatan şey olsa olsa geçmiş acılarda dedelerimizin darbeyi savma konusundaki kararsız tutumu olsa gerek diye düşünüyorum.
Daha ilk andan itibaren milletin iradesinin üzerinde bir güç olmadığı ve demokrasiye sahip çıkma kararlılığı net olarak ortaya koyularak belirsizliğin ortadan kaldırılması ve kalkışmanın hedefinin ortaya konulması adına çok önemli bir eşik aşılmış oldu.

İrade milletin olacak, gücü her ne olursa olsun tsk içinde sızmış teröristlere onların Amerika’da ki kanaat önderlerine, imamlarına hiçbir şekilde pabuç bırakılmayacaktı.

Milletin iradesine sahip çıkacak olan da  tabi ki milletin ta kendisiydi.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zerre kadar korku belirtisi göstermeden net bir kararlılıkla kullandığı ifadelerin de iletişim süreçlerinin başarıyla yönetilmesinde ciddi bir destek sağladı.
Kalkışma ne kadar açıksa, kararlılık da o kadar açık ve netti.
Kimi zaman sert eleştirilere maruz bıraktığımız medya’da son derece başarılı bir yayın politikası izleyerek ve çoğumuzun beklemediği cesaret örneği göstererek darbenin hedeflerine ulaşmasının engellenmesi anlamında son derece önemli bir yer edindi.

Darbecilerin başarılı olup olmayacağına bakmaksızın kalkışmanın en yoğun olduğu dönemde kendini meydanlara atan, tankların ve silahların önünde duran, darbeyi açık ifadelerle kınayan herkes bir anlamda kahramandır diyebiliriz

Kriz iletişimi başarılı bir şekilde yönetilen darbe süreci nihayetinde Türk insanının kendi iradesine olan inancını arttırmıştır.

Umarım bir daha hiçbirimiz bu tarz bir sınavdan geçmeyiz.

 

cç köşe

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>