Sıradan adam seçim sonuçlarından nemalanıyor

Cüneyt Çabuk

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Başkan Erdoğan oldu.
Pazar günü yapılan seçimler vesilesi ile başkanlık sistemine ilk adımımızı atmış olduk.
Bu artık geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Yani Türkiye için başkanlık sistemi vakti diyebiliriz.
Her seçimde kitle partisi olduğunu kanıtlayan bir siyasi partinin lideri olarak Erdoğan’ın
tek kişinin kazanacağı bir seçimi de ülkenin her bölgesinden oy alarak kazanmış olması kayda değer bir başarıdır.
12 yıldır kaybetmeyen bir siyasi partinin liderinin siyasi partinin başarısındaki rolü de görebiliriz bu şekilde.
Hatta daha ileri giderek Başbakan’ın seçim bölgelerinde ne kadar etkili olduğunu da görebiliriz.
Çok değil 5 ay önce yapılan yerel seçimlerde seçim bölgesinde Ak Partinin aldığı oy ile Erdoğan’ın oyunu karşılaştırarak Erdoğan’ın o bölgedeki etkisi ölçülebilir.
Yerel seçimlerde aday mı, parti mi, lider mi? oy alır sorusunun yanıtını da buradan almak olası.
Bu seçim genel olarak seçimlerle seçmen davranışlarıyla ilgilenenler için bir ders niteliğinde diyebiliriz
Bundan önceki yazımızda güçlü rakip Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kampanyası hakkında yorumlarda bulunmuş ve başta sloganı ve kampanya içeriğini eleştirmiştik.
Belirmeden geçmeyelim Ekmel bey çok daha başarılı bir kampanya yapmış olsaydı da Erdoğan’a karşı kazanma şansı yoktu.
Tüm seçimleri kazanan efsane bir liderin karşısına yine onun yolundan gelen bir siyasetçi çıkmalıydı.
Bu başarısızlığın öncelikli nedeni bana kalırsa.
Sanırım tüm seçimlerin mutlak kaybedeni olan muhalefetin genel başkanları koltuklarını riske atmamak için bu tür bir yol seçtiler.
Erdoğan efsanesini yaratan biraz da bu liderlerdir diyebiliriz aslında. Bu sonuçlarla vesayet rejimi dönemi bittiğini de söyleyebiliriz.
Siyasette ısmarlama adayla ve altı boş cephelerle sonuca varılmayacağını da görmüş olduk.
Muhalefetin Türkiye’de ilk kez doğrudan bir Cumhurbaşkanı seçimine gidildiğinin önemini kavradığını sanmıyorum. Bu tarihi fırsat başarısız bir aday seçimi ile heba edildi.
Türkiye’nin kaderini belirlemek üzere çalışan bir siyasi parti olmak yerine toplam oyları yüzde biri bile bulmayan tabela partilerinden medet umdular.
Bu seçimin kaybedeni Ekmel bey değildir.
Mutlak mağlubiyet yine Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeliye aittir.
İstifaları ise Türk siyasal yaşamını baştan aşağıya değiştirecek bir revizyon sürecini hazırlayabilir.
Cumhuriyet tarihinin görüntüde en geniş katılımlı ısmarlama çatısı demokrasiye yenik düştü.
İki taraf çarpıştı
Biri muhtar bile olamaz diyenleri arkasına alanlar
Diğeri ise her seçimde bu operasyonlara net tavır koyanlar.
Türkiye’de her yıl yeni bir hükümet göreve gelirdi. Ve birileri bu işlerden epeyce nemalanırdı.
Şimdi sırada sokaktaki sıradan adam var .
Yollar, köprüler, hızlı trenler
3. havaalanları
Denizin altından giden metrolar
Hep onun için yapılıyor.
Sıradan adam seçim sonuçlarından nemalanıyor.
Çok değil onbeş yıl öncesine bakarsanız
Harikalar diyarında yaşıyoruz diyebiliriz.
Bu evrilmenin en büyük mimarı Türk halkının darbeye karşı olan tutumu,tecrübesi ve ferasetidir.
Bunu şöyle okumamız olası
Türk siyasetinin aradığı mükemmel parti liderliği değildir. Aradığı mükemmel temsildir.
yani Türk insanı “benim adamım iktidarda” duygusunu yaşamak ister
Bundan sonraki seçimleri de bu temsil yeteneği kazanacaktır.
15 yıl önce son sözü gazete manşetler söylerdi.
Şimdi ise son sözü halk söylüyor.
İktidarı halk belirliyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile
Türk Orduları baş komutanını da halk seçti.
Pek fazla yoruma açık değil gibi duruyor ama
Bu şartlar altında Erdoğan kazanmasın da kim kazansın?
Dün tarih değişti.
Şimdi yeni Türkiye’deyiz.
Hayırlı olsun..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>